DÜNYA
İNSANLARIN
İHTİYAÇLARINI
KARŞILAR;
AMA
İHTİRASLARINI
ASLA...!
Davut Guloglu - Unutulmaz Yemin - SEVGİ PINARI - Blogcu



DANYALLL'IN ♥♥♥ SEVGİ PINAR'IM

SEVGİ PINARI

31/10/2009 - Davut Guloglu - Unutulmaz Yemin

Kategori: Resimli_Siirler

Charlize Theron - Şansını sinemada denemek için Los Angeles

ÇARESİZLİK!!!

Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak…
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin.
Sokağa fırlayacaksın.Sokaklarda dar gelecek.Tıpkı vücudun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içinine pırıl pırıl gökyüzü.
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecekbir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
’’ÖNEMLİ OLAN SAĞLIK’’.’’YAŞAMAK GÜZEL’’.’’BOŞVER HERŞEY UNUTULUR’’...!!!
Sen hiç birini duymayacaksın…Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek
az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
’’ölüme çare bulundu’’yada’’yarın kıyamet kopacakmış’’deseler
başını kaldırıp ne dedin?’’diye sormayacaksın..
Yalnız kalmak isteyeceksin..
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak..
İkisi de yetmeyecek!!!Geçmişi düşüneceksin.Neredeyse dakika dakika..
Ama kötüleri atlayarak.Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin.
Gittiğin yerlere gitmek..Bu sana hiç iyi gelmeyecek..
Ama bile bile yapacaksın…Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese kaçacaksın.

Cameron Diaz - Long Beach
Aslında kurtulmak istediğin halde o acıyı yaşamak için direneceksin.
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin.
Herkesi ona benzetipkimseyi onun yerine koyamayacaksın.
Hiç bir şey oyalayamayacak seni..?
İlaçlara sığınacaksın.Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan!!
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren..
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecekdinleyemeyeceksin…Uyumak zoruyanmak kolay diyeceksin.
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler..!!!Ölmeyi isteyip ölemeyeceksin.
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin..
NAFİLE..Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek.
Rüyalar göreceksingerçek olmasını istediğin.
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin.
Telefonun çalmasını bekleyeceksin.ARAMAYACAĞINI BİLE BİLE...
her çaldığında yüreğin ağzına gelecek.Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarlayüreğin burkulacak.
Canın yanacak.Bir daha sevmemeye yemin edeceksin.
Hayata dair hiç bir şey yapmak gelmeyecek içinden
onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın.
defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin.
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin..
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yere gidip yerleşmek.Ama bir umut!!!
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu.Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler için de yaşayacaksın…Buna yaşamak denirse...

RAZIMISIN BÜTÜN BUNLARA???HAZIRMISIN SONUNDA ÖLÜP ÖLÜP DİRİLMEYE…?

Cameron Diaz - Bu ünlü isim, Diaz


 
 
Hüzün, Yürek Devletini İçten Sarsan Bir Depremdir...



Hüzün; bir gece çöl yolunda gözlerine rüzgarın, kumlar içerisinden yaşları değdirmesi..


Hüzün; cam kenarından imkansızlığa bakan gözlerin yağmurlara karışması..


Hüzün; susamış bedenlerin sahte mevsimlere söylediği tek kelime..



Hüzün bir kere uğramışsa yanına, ellerin kanar gülleri tutarken. Gönlüne seher yelleri sarılır, rüyalardan uyanırken. Umut etmeyi umarsın yüreğinden. Tutunacak bir dal ararsın ötelerde. Düşersin boşlukta. Elini uzatırsın bilinmezlere. Karanlık tutar elinden. Yıldızların olur benliğin. Karışamassın dünyaya çünkü derdin dünyadan derin. Bir kızıl gökyüzünün en taze doğuşunda en bilinmez ve görülmez yerinde saklanır yerin. Sen konuşur, sen ağlarsın. Sen tanırsın kendini. Seni sana anlatırsın. Senden sen şikayetçi olursun. Sensizliği sorarsın doğan güneşe. Dem vurursun zamandan aheste aheste. Bilirsin ki yüreğin açılmayı bekleyen bir kafeste. Kimbilir hangi aşktan hüküm giymişte yatar bağrı yanıklar hüzündeki hapiste..



Hüzün, yürek devletini içten sarsan bir depremdir çoğu zaman. Sarsılırsın ve kalırsın bazen gözyaşı enkazlarının altında. Beton değildir seni ezen, gözyaşının hüzünden örülmüş mahsenleridir üzerindeki. Üzerindeki yük değildir belini büken, taşıdığın yoğun duygulardır belkide. Kütlesi hacminden büyük duygular. Hüznü yüzünden belli duygular..



Hüzün yansımışsa pencerenden içeri duvarların boyanır ilkin ona. Nereye baksan onu görürsün. Yalnızlığının bir yansıması olur dört duvar sana. Duvarlarının her yanında yalnızlığının portresi vardır. Kumbaranda biriken gözyaşlarıdır. Resim sayfalarında silinmiş mutluluklar vardır. Hüzün der için. Hüzün söyler duan. Hüzünle serilir seccaden. Hüzne yolculanır yüreğin..



Kuşlar çırparken kanatlarını gökyüzünde her kanadın esintisi eser gözlerine. Yüreğini salıverirsin kanatlarının üstüne. Güneşi görürsün mesela. Niye yandığını anlatır sana. Dağları görürsün. Niye bu kadar heybetli olduklarını dinlersin. Kuşlarla dost olursun. Bir kumruyu dinlersin mesela. Ondaki aşkı alırsın heybene. Bulutların saflığıyla sarınırsın. Maviyle renklenirsin. Ve anlarsın artık yerde hüzün, gökte hüzün. Hepsi hasret "BİR"ine. Sende hasret ol hep "BİR"ine, "BİR"liğine..



Ebedi hüznü giyerken üzerine gülü ölüme giydiriyorsun aynı zamanda. Yanıyorsun hep ama yakamıyorsun. Ağlıyorsun ama ağlatamıyorsun. Kanıyorsun ama kanatamıyorsun. Acıyorsun acıtamıyorsun. Çünkü hüznün, sahibine. Sahibinden öğrendin üzülsenden üzmemeyi. Sahibindir seni yaşatan, sana yaşam veren. Ve sahibindir sadece hüzün denizlerinde gezen yüreğini kıyıya çıkartacak olan..



Son verilirken dünyada dostluğa artık. İnat olsun dünyaya, dostumdur hep adımı dost koyanlar. Ve bu dünyada hüzünlü olmak bir acizlikse artık, selam olsun benim gibi aciz insanlara..



Ve yine hüzün dolmuşsa odama,
Odam dar gelir bana.



Yanarım yanarımda yakamam ben asla.
 
 
 
 
 
                                                güzel Günlerim Yokmu Benim ...Süper


Hep son cümlelerde kavuştum sana..
Dinlemeliydim,gözlerimi ayırmadan gözlerinden..
Senden sonra çok okudum yazdıklarını..
Anlamasına anladım da, artık çok geç(ti)..





Hep geç kalınmış zamanlarda buldum kendimi..
Ne vakit yere bir kibrit atsam, neden sebepsiz yaktığımı düşündüm..
Oysa son pişmanlık kimseye fayda vermedi..





Şimdi ömrümü yakarak gidiyorum..
Geriye baktığında göremeyecek kimse beni..
Tutulmamış, hatta hiç vaad edilmemiş sözler gibi unutulup gidieceğim..





Bir zaman aralığında ve zamansız ilerliyor saatler..
Artık bana boş yaşama dair tüm hevesler..
Savaşımı kaybettim ben çoktan..
Savaştım ve bitti!
Öykünün başı, sonu ve hepsi bu..





Gidiyorum aslında, her nekadar aldırmasanızda..
Kendimden bilerek ölümümü..
Bir cinayet diyebilirsiniz buna..
Masum bir ruhu katlettim ben..
Ellerimde günahlar..
Kalbimde haram bir ölüm dokusu..
Silinmeliyim akıllarda ki tüm zaman diliminden..




Söylenecek ne kadar sözüm varsa yuttum..
Paylaşılacak ne kadar acı varsa, içime gömdüm..
Ve aşk adına attığım tüm adımlarımı geriye saydım..






Şimdi bir metre kefenden ibaret ihtiyacım..
Toprak beni alır koynuna..
Utanırım cesedimden..
Varsın kayıp bilsinler..
Zaten çoktan kaybedildim ben..






"Kimseyi bir zerre üzecek kadar mutlu olmadım ben.."
Ne olur dön, ne olur!
İhtiyacım var sana..
Sahipsiz bırakılmış muhabbet kuşları gibiyim sokaklarda,üşüyorum.. Bu özgürlüğe alışkın da değilim..
Pencerenin arkasından hep hoş gelirdi ya..
Öğrenmek istediğim bu değildi..
Ben sadece uzaktan bakıp, hayal kurmayı sevdim..





Ayak bileklerimden çekiyor bir cesed..
Yürüyemiyorum, her adımda devriliyorum..
Biri kurtarsın beni bu ölümden..
Paçalarıma yapışan bu telaş bana ait değil..
Bu kokuyu sevmedim hiç ben..
Güzel günlerim yok mu?
Ya da güzel günlerde ben yok muyum?





Yaşamalıyım..


Uzatın ellerinizi..


Nerdeyim ben?




DANYALLL
 
 

                                                  
                                                     BU NASIL BIR GIDIS BÖYLE
 
 


Bu nasıl bir gidiş böyle!
Hastalık bulaşmış bir köyü terk eder gibi...
Suya sabuna karışmadan akıp gider gibi...
Suç işlemişcesine vatanından kaçar gibi...
Bu nasıl bir gidiş böyle!

İmge toplamak için mi istila ettin yüreğimi!
Batırdın bayrağını göğsüme...
İsteseydin... Sana el değmemiş ilhamlar verirdim...
Gerek yoktu uygarlığımı ateşe vermene!

Şimdi... Küllerinde duman tüten...
Ve içinde ekmek pişen ker*** fırınların yıkıldığı...
Harabe bir bedende soluk alıyor sevdan...
Bu muydu istediğin!
Yakışmadı!!!
Yakışmadı bu galibiyet erliğine../..Sırıttı...

Can özüm../..Yaşlı kurdum../..Serserim...
Bir zamanlar hasretle bekleyenim...
Söylesene...
Bu nasıl bir gidiş böyle!

Cinayet mahalinden uzaklaşır gibi...
Kan davalını görüp saklanır gibi...
Bir evi soymuşcasına pencereden atlar gibi...
Bu nasıl bir gidiş böyle!!!


 DANYALLL
 
 
 
 
 
 
DÜSEDURAN MAVISI
 
 
 



I.
Fırtına siyah alacalı bir yalnızlık gibi duvarlarda
Seni sabah aldığı yola geri koyuyor gün
Ve hasret uzun bir kış uykusu içinde gün eş
Kalbinden kulakların çıkıyor ah.
Beni duyuyor musun güneş?
Şarkılar eski sabahları andırıyor.
Bırak elinde kalsın tanesi çiğdemin
Her alıntıyı aklından geçiren ben
Değil miyim?

 

 


 

 

 


 

 

 


 

 

 

 



II.
Ömür iki parmağın şıklatan çocuk
Bilyeler sarma sarma ağzında ağlayan çocuk
Ben ağlayan sen şıklatan kandıran şarkıların çocukluk
Bak dikkat et kelimeler ziyan oluyor hep çocuk
Hep çocuk hep çocuk bak çocuk!
Çocuk kalıyor hep azalıyor çorbalık.
Ve lakayt adam giriyor aşkın işine
Sen bir dirhem ben iki deyince
Bir susluk içinde sözlerimizi unutuyoruz
Oysa sahne sırası iki kez geçmiş içimizden
Zamanın patronu ben
Değil miydim
Veya sen?
Misalen.

 

 

 



III.
Nihayet sabahın elleri görünür düşenlerin
Düşen niyet olsa sabah yerine hiç
Bir kar gibi eriyen adam
Yürür keman bir telinde dudaklarında “şişt”
Biraz sessiz kalacak artık
Düşeduran maviliği.




 DANYALLL
 
 
NE KADAR ACI
 

Nekadar güzel her cümleye senle başlamak


Ne kadar güzel her sözcükte senin ismini görmek


Ne kadar güzel herşeyin seninle var oldugumu bilmek


Ne kadar güzel her yüzde senin yüzünü görmek

Ne kadar güzel her şarkıda seni hatırlamak

Nekadar çok senin hakkında yazılanlar

Ne kadar çok yazmakla anlatılamayan sen

Ne kadar güzel Var oldugunu bilmek

Ne kadar ACI

Hep uzaklarda bir başkasıyla olduğunu

Ve olacagını bilmek


 DANYALLL

Bedenim iskelede. Özlediğimsin
 




Yalnızlık zor be gülüm bu iskelede
Alışmışım her gün denizin yosun kokusunu seninle koklamaya…
Ekmek kırıntılarını atmasını martılara
Güneşin doğuşunu alışmışım gülüm seninle!
Ne zormuş sensiz oturmak bu iskelede!
Bu sefer ellerim ellerinle değil de
Bir sigara bir şişede şarapla dolması koydu be gülüm!
Mazi aklıma geliyor
 
her yer sen dolu bu iskelede
Çok sevmiştim seni…
Ayın denize mehtaplaşması kadar gerçek
Ve büyüleyiciydi benim SEVGİM!
Gece iskeleye iniyorum
Yıldızlara küfür ediyorum!
Çünkü sen demiştin bana
Yıldızlar kadar gerçekçi benim sevgim diye!
Hadi oradan sende…
Kalbimi yakıyor be gülüm bu iskele!
Yaralı kalbime tuz basıyor her gece
Yeter artık!
Ve sona yaklaştık…
Ben dayanamıyorum her gün bu iskelede ölmeye
Artık benim gitme vaktim geldi
Kendine iyi bak!
Bu arada elindeki mektubu iki yere gönderdim
İkisi de aynı mektup ama Tek farkı var sadece
Biri sende biriyse iskelede…

Cansız bedenimde!




 DANYALLL
 
 
Sonsuza Kadar SeNsİn
 
 


Sana yazıyorum şiir yüreklim...
Az yeşil az mavi az kara gözlerine
Ellerimden yukarı doğru inen acılarımı
Var gücümle uzağa fırlatıp yazıyorum
Kalbimden..Masum kalbine...

Karanlık sokaklarda kaybetmiştim seslerimi
Çıkmazlardan ötede aradım çaresiz kendimi
Sustum..Sustum ve nefesimi yudumladım
Güneşin ısıtan yalancı yüzü altında
Yalnızlığa kilitledim bedenimi
Bir sokak lambasının kaldırımı üstündeki
Kırık,dökük ve ürpertici soğuk taşında..
Çizmek istedim bir mumun
Ürkek yanışı gibi dalgalanan hayatımı
Kurmak istedim yeniden
Ayaklarımın çarparak bozduğu sahte oyuncakları
Ama yapamadım...Kimsesizdim...



Bir ay ışığı çarptı
Dengesiz bir gecenin koynunda suratıma..
Gerçekti sahteleri sirkelemiş silmiş..
Gözlerimin en iç noktasına kadar dokunuşları vardı..
Üşümedi ellerim ruhum üşümedi
Çekti aldı beni bir tüy kadar hafifti..
Nefes oldu soğuk bir günde dudaklarımdan süzüldü..
Can oldu günlerime dakikalarıma an oldu..
Bende teslim ettim ebediyete kadar benliğimi
O oldu sahibi sadece O oldu..
Ve O SENSİN SEVGİLİM...
Beni bana bağlayan yüreğinle sonsuza kadar SENSİN...






DANYALLL
 
 
VAZGECILMEZIMSIN
 
Yazmayı seviyorum bir nefes alış verişi gibi... Acıyla yıllarca kanamış yüreğimisevdasıyla güldüren seni sana yazıyorum..
Bir durgun suyun sessiz çığlıklarıdır sana yazdıklarım ya da bir evladın sırtını annesine dayamışcasına güven duyduğu bir sevdadır yüreğine fısıldadıklarım.
Yüreğinin " yüreğimde " olduğunu biliyorum..Kelime dağarcığı kıt olan yüreğimin en fakir cümleleriyle seni sana yazdım..
Yazmalıydım; satırlara işlemeliydim sevgimi ve içimdekileri...
Senli kelimelerim hiçbir zaman ölmeyecek.Oysa ben seni satırlarda ölümsüzleştirdim...


VAZGEÇİLMEZİMSİN ".........."
Senin yüreğin tarafından sevilmek
Gözlerinden sunulan bir yudum sevdayla yetinmek
Bana sunulmuş en büyük hediyelerdendir.
VAZGEÇİLMEZİMSİN ".........."
Yüreğinin oluşturduğu sevdada ben senin gülüşlerinde nefes alıyorum...
Seninle gülüşlerinle hayata tutunuyorum..
VAZGEÇİLMEZİMSİN ".........."
Ne mutlu sana ki satırlarımda ölümsüzleşeceksin.
Ne mutlu bana ki ; fakir kelimelerim seninle sevgisinle zenginleşecek...
VAZGEÇİLMEZİMSİN "..........."
Ne mutlu ki seninle beni " BİZ " yapan sevdamıza...
Ne mutlu ayrı bedenleri tek yürekte soluk aldıran aşkımıza...
VAZGEÇİLMEZİMSİN ".........."
Ölen bedendir ruh değildir.
Sönen külllerdir ateş değildir.
Gülümseyen gözlerdir gamzeler değildir...
Sevilen yürektir bedeni değildir....

Bir degil bin bahar gelse...



Bak cicekler yine soldular,
Bilmem kac mevsimden sonra,
Baharin gelisiyle yine acacaklar,
Ya biz insanlarin kaybettikleri...
Gonullerimizde solan duygularimiz...
Yikilan hayallerimiz...
Ufuklarda dona kalmis ozlemlerimiz...
Dagilan paramparca olmus yuvalarimiz..
Kahreden yalnizliklarimiz...
Yeniden acar mi..?
Yeniden dogar mi...?
Nihayete erer mi...?
Mutluluga donusur mu...?
Bir degil bin bahar gelse...




Yikilan gururlar,
Kaybedilen serefler,namuslar,
Katledilen sevgiler,
Kiyilan canlar,
Kendi egolarimiz ugruna yok ettigimiz her sey,
Yeniden bir gul olup acar mi..?
Acip etrafina guzellikler,
Mis kokular yayar mi...?
Bir degil bin bahar gelse...


Giden gittigi yerden doner mi...
Ezilen mazlumlarda bir gun gulerler mi...
Hasretlik gurbetlik biter mi...
Caresizlikler carelerini bulurlar mi...
Biten umutlar yeniden yeserir mi..
Kacan firsatlar geri gelir mi...
Solup olen bedenler,canlar yeniden dirilir mi...
Kotulukler iyiliklere doner mi...
Nefret,kin hosgoruye,sevgiye donusur mu...
Kirik yurekler tamir olur mu...
Bir degil bin bahar gelse....

 

 


BIR DEGIL BIN BAHAR GELSE....!






 DANYALLL
 
 
 

ASKIN SESI...
 
 


İnsanoğlunun yazılı olmayan
Yasalarını hiçe saymaktır aşk
Dolu dizgin öfkelerini ayaklandırmaktır
Akşamın beyaz dünyasında gezinmektir
Geçmişe karşı geleceği savunmaktır
Yaşamın ikinci yüzünü
Katmerleşmiş ihaneti ezberden çıkarmaktır

Yaşama övgüdür

aşk

Kafalarımızın içinde bir yerlerde
Unutulmuş küçük bir eşya değildir
Her cümleyi alabildiğine önemsemektir
Yüzümüze yapışan hüzne alçak sesle değil
Şaşkınlığa düşmeden cevap verebilmektir

Masalların öykülerin şiirlerin arasından geçip gitmektir aşk
Kendi yıkımını hazırlayan
Kapana kısılmış bir gülüşü ses tonlarımızla yumşatmak
Sonra yükseltmektir


Kendi içinde ezilip buruşmuş ve yaşamın bir köşesine atılmış
Lekeli denen sözcükleri kırmızı bir kağıda toplamaktır aşk
Mutluluğun peşinden koşmak ve zampara aşklardan uzaklaşmaktır
Henüz üzerinde yürümediğimiz yolları düşünüp yürümektir
Gölgelerimizi ardımıza düşürmektir

Kuşların o büyüleyici mırıltısını imgeleştirmektir aşk
Sonbaharın güneşi altında sararan yaprakları yeşile boyamaktır

Ağızdan çıkan bir hişşt sesidir

aşk

Bu ses yaşamın anlamını soru işaretlerinden kurtarmaktır
Kendini sorgulamaktır...
Bir varoluş biçimidir
Soluk aldığın her yerde varolan
Zamanla yüzleşendir

Zamanı gözle görmektir aşk
İpe götürülmüş acı çeken sözcüklerin ağzını açmaktır
Dev cüssesi ve ağırlığıyla üzerimize çöken devi yorgunluktan bitkin düşürmektir

Sevgiliyle ilk tanışılan yerde durandır

aşk

Aşk gözetleyendir
Bir otobüsün sessizliğine gömülmektir
Zamanı durdurmaktır
Issız caddeleri sese boğmak
Gizli gizli bakışmaktır

Bir parkın gölgesine sığınmaktır
Sevgilinin gözüne baktığında tüm bedenin kızarmasıdır
Kırmızı bir kağıda kardinal kırmızısı sözler yazmaktır


Görkemli bir dokunuştur

aşk

Ruhsal çöküntünün tam ortasında bedene sığınmak
Sokulmak solumak ve el ele tutuşmaktır
Farketmek ve farkedilmektir

Belki de bir rastlantının kulağına dostluğu fısıldamaktır
Dahası dostluktan öte içimizde kargaşa yaratmaktır
Hiç bocalamadan sevdayı itiraf etmektir
Anlaşılmaz pısırık kimlikleri açığa çıkarmaktır

Öfkeli ve gürültülü bir kalabalığa karışmaktır

aşk

Geçmiş ve gelecek arasındaki gelişimin mimarıdır
Düşüncelerin duyguların uygun biraradalığıdır
Titrek bir sesle sevgili
Yorum yaz!

<- SON SAYFA :: SONRAKİ SAYFA ->

Hakkımda

........20 li yaşlara kadar iyilikle kötülüğün ülkesi, kalın
sınır çizgileriyle ayrılıyor birbirinden. Sıkı
dostları ve düşmanları oluyor insanın. Onları ölesiye
seviyor ya da ölesiye nefret ediyor onlardan.

30 larında yalanı hakikatten ayırt etmeye başlıyor.
İyi sandıklarının hıyanetiyle tanışıyor, sırtında dost
işi hançer darbeleriyle; ve en kötü zannettiği
şefkatle imdadına yetişiveriyor.

Zaman kanatlanıp da 40 ına yaklaştığında
insan, iyiyi kötüden ayıran hudut çizgilerini birbirine
karıştırıyor. İyilere nakşolmuş kötüyü ve kötülerin
içindeki iyiliği de keşfediyor ademoğlu. Anlıyor ki,

iyi insan/kötü insan yok; insanın içinde iyilik ve
kötülük var, kötüyle iyi panzehiri değil birbirinin;
kankardeşi.
İyilerle kötüler çekiştirmiyor ipi. İyilik ve

kötülükten örülmüş ibrişimin kendisi.
Bunu anlayınca şaşmıyorsun nefretin birden şehvete
dönüşmesine; acı girdaplarının içinde hazzın
raksetmesine.

Tevazuyla gurur, haysiyetsizlikle onur el ele
yürüyor.
İnsan, şuuraltındaki isyankarla sahtekarı, günahkarla
tövbekarı birarada farkediyor.

Benim, hükmeden ve boyun eğen, zulmeden ve acı çeken.
Bunca şiddet kadar onca merhamet de benim eserim.
Minneti nefrete, korkuyu cesarete, zaferi hezimete
bulayan benim.

Kundak bezime tıpatıp benziyor kefenim,
hayatım muhteşem ve sefil, mağrur ve rezil, hayasız
ve asil.
Ben, hem örs hem çekicim.

İşte bu keşif kolaylaştırıyor yaşamı..
Anlıyorsun ki toplumlar gibi insanlar dakanlı iç
savaşlarına borçlu ilerlemesini..
O zaman , iyileri kötülerden ayırmak gibi nafile bir

uğraşı bırakıp -başta kendin olmak üzere- insanların
içindeki iyiliğin peşine düşüyorsun; kıymet bilmeyi ve
-yine başta kendin olmak üzere- herkesi hoş görmeyi
öğreniyorsun.
Tükendikçe pahalanıyor zaman; günler azaldıkça
uzuyor. Saçların gibi, seyreldikçe değerleniyor dostların.
Günahları ve zaaflarıyla da övünüyor insanlar;
sevapları ve zaferleri kadar.
Önemli değil kaç kez yenildiğin; önemli olan, kaç
yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.
Bu paramparça ruhlardan, çelişkili duygulardan,
çatışmanın açtığı yaralardan mucizevi bir ahenk
çıkıyor ortaya
ki olgunluk diyorlar adına.....

Can Dündar

DANYALLL SEVĞİ PINARI


KATEGORİLERİM

ARKADAŞLARIM

SEVGİ PINAR'IM


SEN
SAYFA SAYFA
OKUDUĞUM
FIRSAT
FIRSAT
OKUMAYA
DOYAMADIĞIM
TEK
ROMANIMSIN
AŞKIM










~~ (¯`'·.«M@v!-FM».·'´¯) Icinizdeki Sesi Uyandirin!

~~ (¯`'·.«M@v!-ߨñ©µK-FM».·'´¯)


ein Bild
ÇANAKKALE ÇİZGİ FİLMİNİ
İZLEMEK İÇİN TIKLA


ein Bild
BABAM VE OĞLUM FİLMİNİ
İZLEMEK İÇİN TIKLA


ein Bild
SON OSMANLI FİLMİNİ
İZLEMEK İÇİN TIKLA
MySpace Codes, Myspace Generators, Myspace Graphics

DaNyAlll'In GöNüL BaHçEsİ SeVğİ PıNaRı
Günlük Burç
Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....