DÜNYA
İNSANLARIN
İHTİYAÇLARINI
KARŞILAR;
AMA
İHTİRASLARINI
ASLA...!
Bir Gül Düştü - SEVGİ PINARI - Blogcu



DANYALLL'IN ♥♥♥ SEVGİ PINAR'IM

SEVGİ PINARI

9/11/2009 - Bir Gül Düştü

Kategori: Resimli_Siirler



BİR GÜL DÜŞTÜ...

Bilmiyorum nerde, nasıl
Omuzuma bir gül düştü
Bir ağaçtan usul usul
Omuzuma bir gül düştü



Derinleri kımıldattı
Günüme mutluluk kattı
Dikeni elime battı
Omuzuma bir gül düştü



Rengi kandan kırmızıydı
Doğanın nazlı kızıydı
Yüreğimdeki sızıydı
Omuzuma bir gül düştü



İncelik derseniz onda
Goncalık derseniz onda
Ecelik derseniz onda
Omuzuma bir gül düştü



Arı ona üşüşmüştü
Bülbüllerle görüşmüştü
Gizli gizli öpüşmüştü
Omuzuma bir gül düştü…

Bekir Oğuzbaşaran


 
 
Ölümün Masal Rengi...
 
 
 




ve... "aşk, bir şehir harabesi daha kazandın"

A.Cahit Zarifoğlu






Yanılgılar, yaşanmışlıklar, birde hiç yaşanmamışlar…

Koca bir ömrün özeti yazılacak olanlar…

18 yıllık suskunluğun özeti, kaç kelimeye sığar?

Ölü bir hüznün son celsesi, sırrı ifşadır bu satırlar…







Bir varmış, hep yokmuşlarla başlayan bir hayat…

Islak gülüşlerin güneşe yamandığı bir yaşam…

Rengi soluk ölümler, yarım kalmış gülüşler…

Ve teneşire adını tersten yazan garip bir kız…



Bir gün büyüyecek…

Evden kaçan çocuk olmaktan yorgun düşecek…

Mezarlar eskisi gibi, üzerine titremeyecek…

Bir gün büyüyecek ve ölüler bile, artık kimsesizliğine gülecek…

Ölülerin bile insafsız olduğu bir şehirde, efkar dilli kız, peltek bir hüzünle, büyüdüğüne küfredecek…


Tek sığınağı bir mezarken; toprak ihanet edecek…

Ve cesedini hiçbir mezar kabul etmeyecek…

Bir gün büyüyecek ve hiç ölemeyecek…



Masalların rengini yitirdiği bir kentte, şehirlerin dilsizliğini ezberleyecek…

Sonu yazılmayan şehir öykülerinden, adına noktalar biriktirecek…

Ve yetim kalmış sonları, bir o sevecek…

Ve bilecek ki;

“Her masal biraz gridir...

Her şehir biraz yarım...”







Büyüdüğünde bir masal yazacak belki…

Her harfe üç nokta…

Her noktaya bir aşk…

Her aşka bir son…

Bir masal yazacak belki…

Kibritçi kızdan kalma, birazda derme çatma…

Ve hiç bilmeyecek her masalda, adını bir kez daha kaybettiğini…

Ve bilmeyecek kalemin sükuta ihanetini…







Bir kent sevecek…

Çığlıkları karşı yakayı ağlatan bir kenti, titreyen kalbiyle sevecek…

Bir kent geçecek…

Notası kırık bir şarkının içe dokunuşu kadar ıslak bir kenti, gece yürüyüşüyle geçecek...

Bir kenti ölecek…

Yorgun bir kentin son nefesini, usulca dillendirecek...

Ve bir kentte ölecek…

Yakına hep uzak kalsa da gidişler, gökyüzüne bakıp boğulmayı dileyecek kimsesizler...

Ve kentlere aşina bir yüz, kentlerin kimsesizliğinde ölecek…







Ve bir gün...

Ölü bir masal, deli bir masalcıya kefen biçecek…

Ve o garip kız, bir gün, uzak kentin yorgun yüzlü yüreğini, dudağında kısık sesli bir tebessümle sevecek...

Kirpiklerine dokunup, masal gibi ölmeyi dileyecek...







Ve bir kent ki…

Suçlarıyla doğacak masallar...

Alınlarında bir leke...

Aşk gibi... Gitmek gibi... Ölmek gibi...

Oysa tek suçları kim/se(s)sizlikleri...

Ezelden düşmüş kirpiklerine hüznün sesi…

Ve bir hayat ki…

Kaderi yanıktır masalların, kederi gözlerinden tanırlar...

İlk harfi yalnızlıktır geçmişin, son harfi bulmak için yazarlar...

Başı sonu bellidir oysa...

Masal kağıda düşer,

Hüzün ölüme küser,

Ve yalnızlık, aşka el sürer...







Ve ak kanatlı bir kuş…

Kanadına aşk düşecek…

Efkar dilli kız, masal sanıp sevecek…

Yalnızlığı kente bırakıp, onun gülüşüyle gülecek...

Kanadındaki kırıklara, bileklerindeki kesikle yarenlik edecek...

Yüreğine yaslanıp, usulca ölmeyi dileyecek...

Ve ak kanatlı kuş, dudağında al bir hüzünle, gidecek...

Kanadındaki yarayı, bir şairin gülüşünde ağlatıp, yitecek...

Giderken, masalların beyazlığını da alıp gidecek…

Siyah kelimeler bırakacak geriye…

Ve birde…

Sonlara ayarlı başlangıçlar…

Masallar artık hep bitecek…

Başlangıçların olmadığı bir kentte, düşler, gülüşleri inşa edecek…

Gülüşü yaralı kız, hüznünü düşlere teslim edecek...

Yaralı bir masalı taşımaktan yorgun düşecek, ve düş/üş/lere ısmarlayacak onu tutuklu masallar...



Ve gece…

Ve son…

Efkar dilli bir kız, Geceyi ağlayacak, Geceyi susacak…

Ve aşk, susmaktır... Geç anlayacak...

Günü gelecek bir gün, o garip kız, yeniden susacak...



...



Bazıları masal yazmak için yaşar, bazıları masal gibi yaşar...

Ben masal gibi yazdım, masal gibi susuyorum...

Yazdığım her masaldan af diliyorum...

Ve masal gibi ölmek için;

GİDİYORUM...



EYVALLAH!



Gizli gizli seviyorum seni‏






Gizlice Seviyorum Seni
Kimse Bilmesin, Duymasın
Yüreğimde Saklıyorum Seni


Sen Bile Bilmiyorsun...








Yüreğim Yansada Alevler Içinde
Ağlasamda Seni Her Düşündüğümde
Kaybolsam Bile Kadehler Içinde


Ben Seni Gizlice Seviyorum...











Açıklarda Bir Gemiye Benziyorum
Binlerce Balığın Benden Haberi Yok
Denizlerin Içinde Kayboluyorum
Denizin Bile Benden Haberi Yok
Dedim Ya


Gizlice Seviyorum Seni...










Tarifi Imkansız Duygular Içinde
Sen Gözlerimin Içinde, Her Baktığım Yerde
Zamanin Gece Yarisinda
Yine O $arkimizi Dinlerken
Seni Düsünürüm
Dedim Ya


Ben Gizlice Seviyorum Seni...




 




Yolum Hep Cıkmazlarda
Hikayem Yalan Kitaplarda
Sürgün Gibi Diyarlarda


Hep Gizli Kalacaksın Yüreğimin Köşesinde...


Ve Bir Gün Gelip Ben Ölürsem


Kendini Bulacaksın Benim Kalbimde...




DeDiMYa BiRTaNeM


GiZLiCe SeViYoRuM BeN SeNii...
 
 
 
DANYALLL



Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler

Yorum yaz!

<- SON SAYFA :: SONRAKİ SAYFA ->

Hakkımda

........20 li yaşlara kadar iyilikle kötülüğün ülkesi, kalın
sınır çizgileriyle ayrılıyor birbirinden. Sıkı
dostları ve düşmanları oluyor insanın. Onları ölesiye
seviyor ya da ölesiye nefret ediyor onlardan.

30 larında yalanı hakikatten ayırt etmeye başlıyor.
İyi sandıklarının hıyanetiyle tanışıyor, sırtında dost
işi hançer darbeleriyle; ve en kötü zannettiği
şefkatle imdadına yetişiveriyor.

Zaman kanatlanıp da 40 ına yaklaştığında
insan, iyiyi kötüden ayıran hudut çizgilerini birbirine
karıştırıyor. İyilere nakşolmuş kötüyü ve kötülerin
içindeki iyiliği de keşfediyor ademoğlu. Anlıyor ki,

iyi insan/kötü insan yok; insanın içinde iyilik ve
kötülük var, kötüyle iyi panzehiri değil birbirinin;
kankardeşi.
İyilerle kötüler çekiştirmiyor ipi. İyilik ve

kötülükten örülmüş ibrişimin kendisi.
Bunu anlayınca şaşmıyorsun nefretin birden şehvete
dönüşmesine; acı girdaplarının içinde hazzın
raksetmesine.

Tevazuyla gurur, haysiyetsizlikle onur el ele
yürüyor.
İnsan, şuuraltındaki isyankarla sahtekarı, günahkarla
tövbekarı birarada farkediyor.

Benim, hükmeden ve boyun eğen, zulmeden ve acı çeken.
Bunca şiddet kadar onca merhamet de benim eserim.
Minneti nefrete, korkuyu cesarete, zaferi hezimete
bulayan benim.

Kundak bezime tıpatıp benziyor kefenim,
hayatım muhteşem ve sefil, mağrur ve rezil, hayasız
ve asil.
Ben, hem örs hem çekicim.

İşte bu keşif kolaylaştırıyor yaşamı..
Anlıyorsun ki toplumlar gibi insanlar dakanlı iç
savaşlarına borçlu ilerlemesini..
O zaman , iyileri kötülerden ayırmak gibi nafile bir

uğraşı bırakıp -başta kendin olmak üzere- insanların
içindeki iyiliğin peşine düşüyorsun; kıymet bilmeyi ve
-yine başta kendin olmak üzere- herkesi hoş görmeyi
öğreniyorsun.
Tükendikçe pahalanıyor zaman; günler azaldıkça
uzuyor. Saçların gibi, seyreldikçe değerleniyor dostların.
Günahları ve zaaflarıyla da övünüyor insanlar;
sevapları ve zaferleri kadar.
Önemli değil kaç kez yenildiğin; önemli olan, kaç
yenilgiden sonra yeniden doğrulabildiğin.
Bu paramparça ruhlardan, çelişkili duygulardan,
çatışmanın açtığı yaralardan mucizevi bir ahenk
çıkıyor ortaya
ki olgunluk diyorlar adına.....

Can Dündar

DANYALLL SEVĞİ PINARI


KATEGORİLERİM

ARKADAŞLARIM

SEVGİ PINAR'IM


SEN
SAYFA SAYFA
OKUDUĞUM
FIRSAT
FIRSAT
OKUMAYA
DOYAMADIĞIM
TEK
ROMANIMSIN
AŞKIM










~~ (¯`'·.«M@v!-FM».·'´¯) Icinizdeki Sesi Uyandirin!

~~ (¯`'·.«M@v!-ߨñ©µK-FM».·'´¯)


ein Bild
ÇANAKKALE ÇİZGİ FİLMİNİ
İZLEMEK İÇİN TIKLA


ein Bild
BABAM VE OĞLUM FİLMİNİ
İZLEMEK İÇİN TIKLA


ein Bild
SON OSMANLI FİLMİNİ
İZLEMEK İÇİN TIKLA
MySpace Codes, Myspace Generators, Myspace Graphics

DaNyAlll'In GöNüL BaHçEsİ SeVğİ PıNaRı
Günlük Burç
Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....